Kenan ÖZTÜRK

“Şehitlik nasip olmadı”

                Akşam karanlığında boynunda havluyla dolaşıyordu.
                Bir de önünde çocuk arabası, meşguliyeti var gibiydi.      
                Dikkatlice odaklandım, tahmin ettiğim kişi olmalıydı. 
                “İyi akşamlar Adem!” deyince yanaştı bahçedeki masamıza.
                Tanınmakta zorlandığımı o da hissetmişti.         
                “Benim abi, misafirlerimi yol ediyorum.” dedi.
                “Bu halimle çiğ köfte ustasına benziyorum değil mi?” diyerek de gülümsedi.  
                “Yıllardır boynumda platin takılı…” diyerek devam etti.
                Hayatının baharında büyük bir fırtına geçirmişti. 
                On beş yıl öncesinin izini gösterdi.
                Acı hatıra ameliyat izi bir mühür gibi vücudunun hassas yerini adeta kaplamış.
                Umutla umutsuzluğun gidip geldiği günleri Allah'ın takdiriyle atlatmış.
                "İçeceğimiz suyumuz varmış. Allah'ın verdiği ömrü başkası alamıyor." diyerek uzaklara dalan gözleriyle adeta geçmişe gitti.   
                “2004 yılında Bitlis’te operasyon dönüşü aracımızla uçuruma yuvarlandık. Ankara’da uzun süre tedavi gördüm. Boynumdan büyük darbe almıştım. Platinin takıldığı bölgeyi sıcak ve soğuktan korumazsam sıkıntı çekiyorum.”
                Düşündüm; bu ülkenin düşmanı ve ihanet edeni çok.   
                Üzülmeye de gerek yok; seveni düşmanından daha da çok.
                Adem kardeşimiz ‘Mesele vatan ise gerisi teferruattır.’ inancıyla yaşayanlardan. 
                Tüm bu yaşadıklarına rağmen öylesine derinden iç geçirdi ki…
                "Keşke ağabey keşke… O makama ulaşsaydım şu anda on beş yıllık şehittim. Annem babam üzülecekti ama şehitlik makamının da gururunu taşıyacaklardı.” dedi.  
                Öyle bir vatan sevgisi ki, onun uğruna yıllar sonra şehitlik makamını dillendirebilmek.
                Vatan için kendini feda edecekler ne zaman nerede bilemiyoruz.
                Daha üç yıl önce 15 Temmuz gecesi aklıma geldi.
                O gece “Ölürsem şehit, kalırsam gazi” diye çıkanları görmezden gelebilir miyiz?   
                Ademler üzerlerindeki gazilik makamına rağmen yangınlarla kavruluyor.   
                “Çok isterdim ama şehitlik de nasip işi.” dedi.
                O, şehitlik makamındaki ödülden yoksun kaldığını ifade ediyordu.     
                Kimin nerede hangi ödülle buluşacağını biz bilemeyiz.
                Sevgili kardeşim, sen bu manevi ağırlığı hissediyor, böyle bir makamı özlem ve hasretle anıyorsan, niyetin halis olunca inşallah o duyguların karşılığı boş kalmayacaktır.
                Herkes pembe tablolar kurarken sen can pazarı yaşamışsan…
                Herkes sıcacık yatağında uyurken bir bedel ödemişsen…
                Ömrünü bitirdi bitirecek derken hayata tutunup, bir de ona rağmen şehitlik makamının özlem ve hasreti ile kavruluyorsan, asla müteessir olma.
                Bu vatan sizin gibiler sayesinde ayakta.  
                Bunların karşılığı inşallah bir gün önüne çıkacaktır.
                Belki de çıkmış seni bekliyor, biz bilemiyoruz.
                 

 

Yazarın Yazıları
"Parmağını oynattı ya…"18 Şubat 2020 Yavru Vatanın Bürütüsü 14 Şubat 2020 Fark etmek11 Şubat 2020 Yine Sarıkamış06 Şubat 2020 Kocadağ'a karda yürümek03 Şubat 2020 Geçmiş Olsun Elazığ27 Ocak 2020 Ümmügülsüm ve Hasan düşündürürken20 Ocak 2020 LÖSAM’da aileler mutlu… 15 Ocak 2020 Kırmızı Bayrak09 Ocak 2020 Çarşamba'yı sel almaz06 Ocak 2020
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR SAMSUNSPOR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM SAĞLIK BELEDİYELER PROGRAMLAR GALERİ WEB TV İLETİŞİM