Vedat ÇINAROĞLU

CUMHURİYET

          “Mustafa Kemal Paşa’nın günlerden beri Cumhuriyet ilanı için İsmet Paşa ve arkadaşları ile müzakerelerde bulunduğunu biliyorduk. Gününü tayin bizce mümkün değildi.

               Bir gece evvel beraberdik. Necati Bey, Vasıf Bey, Yunus Nadi Bey, Mahmut Esat Bey ve sair arkadaşlar da vardı. Mustafa Kemal Paşa gülerek: ‘Ey çocuklar, yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz.’ Dedi. Ve bana döndü: ‘ Erzurum’dan beri ağzından çıkarmadığın Cumhuriyetin işte zamanı geldi, yarın istediğin kadar Cumhuriyet diye alenen artık bahsedebilirsin.’ Tabiidir ki hepimiz son derece memnun olduk.” (Mazhar Müfit Kansu, Atatürk’le Beraber, Cilt 2, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2019, Sf.595)

              “ Gece geç olmuştu. …İsmet Paşa ile Kazım Paşa’ya(Milli Savunma Bakanı) ve Fethi Bey’e(Başbakan) de Çankaya’ya benimle beraber gelmelerini söyledim. Çankaya’ya gittiğim zaman, orada beni görmek üzere gelmiş Rize Milletvekili Fuat, Afyonkarahisar Milletvekili Ruşen Eşref beylere rastladım. Onları da yemeğe alıkoydum. Yemek sırasında, ‘ Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz! ‘ dedim. O gece birlikte bulunduğumuz arkadaşlar erkenden yanımdan ayrıldılar. Yalnız İsmet Paşa Çankaya’da konuktu. Onunla yalnız kaldıktan sonra bir kanun taslağı hazırladık. Bu taslakta, 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun devlet şeklini belirleyen maddelerini şu şekilde değiştirmiştim: Birinci maddenin sonuna ‘ Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyettir.’ Cümlesini ekledim. Üçüncü maddeyi şu yolda değiştirdim: ‘ Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir. Meclis, hükümetin bölündüğü yönetim dallarını bakanlar aracılığı ile yönetir.’

                Bundan başka Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun esas maddelerinden sekizinci ve dokuzuncu maddeleri de değiştirilip açıklığa kavuşturularak şu maddeler yazıldı:

                Madde: Türkiye Cumhurbaşkanı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir. Başkanlık görevi, yeni Cumhurbaşkanının seçilmesine kadar devam eder. Tekrar seçilmek olabilir.

                 Madde: Türkiye Cumhurbaşkanı, devletin başkanıdır. Bu sıfatla gerek gördükçe Meclis’e ve Bakanlar Kurulu’na başkanlık eder.

                 Madde: Başbakan, Cumhurbaşkanı tarafından ve Meclis Üyeleri arasından seçilir. Diğer Bakanlar Başbakan tarafından yine Meclis Üyeleri arasından seçildikten sonra tümü Cumhurbaşkanı tarafından Meclis onayına sunulur. Meclis toplantı halinde değilse, onay işi Meclis’in toplantısına bırakılır.”

                 Sonunda, Başkanlık Makamında bulunan Başkan Vekili İsmet(Eker) Bey Meclise şu bilgiyi verdi: ‘ Anayasa Komisyonu, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun değiştirilmesine ilişkin tasarının acil olarak ve hemen görüşülmesini istiyor. ‘Kabul’ sesleri üzerine tutanak okundu. Önerildiği üzere görüşüldü. Sonunda kanun, birçok konuşmacının ‘ Yaşasın Cumhuriyet! ‘ sesleriyle alkışlanan konuşmalarıyla kabul edildi.

                 Ondan sonra, Cumhurbaşkanı seçimi için Meclis’in oyuna başvuruldu. Toplanan oyların sonucunu Başkanlık makamında bulunan İsmet Bey Genel Kurula şu şekilde bildirdi: Türkiye Cumhuriyeti Başkanlığı için yapılan seçim oylamasına yüz elli sekiz kişi katılmış ve Cumhuriyet Başkanlığı’na yüz elli sekiz üye oybirliğiyle Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri’ni seçmişlerdir.” (Atatürk, Nutuk)

                  Bu tarihi konuşmaların ve anıların üzerinden 96 yıl geçti. Türk Ulusu 96 yıldır, yayılmacıların(emperyalistler) kuyruklarında sürüklenen ayrılıkçı etnikçilerin ve gericilerin(irtica) soysuzluğuna karşın Cumhuriyeti desteklemekte ve bu “Büyük Bayramı” içtenlikle ve coşkuyla kutlamaktadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 96 yıl önce onurla ve kıvançla haykırdığı gibi “ Yaşasın Cumhuriyet” diyerek haykırmaktadır. Biliyoruz ki, bu haykırış ve yakarış yeryüzünde duyulmayacak kadar zayıfladığı anda; 100 yıl önce atalarımızın yaşadığı yıkımı, kıyımı ve kıygıyı tekrar yaşayacağız. Bosna-Hersek, Kırım, Karabağ, Doğu Türkistan, Afganistan, Irak, Libya, Mısır ve Suriye’de yaşanmışlıkları bizler de yaşayacağız.

                  Biliyoruz ki, Cumhuriyet bizi “Aydınlanma Çağı” ile buluşturdu. Sosyal Bilimler, Aydınlanma Çağını; “ Orta Çağ’da dogmaların(taassup) egemen olduğu feodal(derebeylik) toplum düzeninde, cemaat içinde kul konumunda olan insanı, doğasında özgürlük olan ve kendi başına var olma hakkına sahip bir varlık olarak kavramsallaştıran felsefi yaklaşım.” Ve “ Tanrı kelamının sorgulanamaz merkeziliğine karşı, yanlışlanabilir insan aklının üstünlüğünü ilan ederek 1789 Fransız Devrimi’nin düşünsel temellerini hazırlayan düşünce bağlamı.” Olarak tanımlamaktadır. Daha anlaşılabilir bir anlatımla, her alanda kesin hükümlerin(dogma, taassup) karşısında akıl ve bilim yolunda sorgulayarak gerçeklere ulaşmamız Cumhuriyet’le olanaklı(mümkün) oldu. Bugün Türk Gençliğinin, tüm siyasi tasarımlara karşın, büyük bir çoğunlukla her konuyu sorgular olmasının gerçek nedeni, Cumhuriyetin “ Aydınlanma Ufuklarını” güneşin tüm parlaklığı gibi aydınlatmış olmasıdır. Bu gerçek, Türk Gençlerinin Atasının kalıtına(miras) sonsuza dek sahip çıkacağının da bir göstergesi olduğu için tüm gücümüzle haykırıyoruz ki, “Yaşasın Cumhuriyet!”

                  “ Efendiler, yüzyıllardan beri Doğu’da haksızlığa ve zulme uğramış olan ulusumuz, Türk Ulusu, gerçekte yaratılıştan sahip olduğu özelliklerinden yoksun kabul ediliyordu.

                   Son yıllarda ulusumuzun fiili olarak gösterdiği yetenek, eğilim ve kavrayış, kendi hakkında kötü düşüncede bulunanların ne kadar aymaz ve ne kadar görmekten uzak, görünüşe aldanan insanlar olduğunu pek güzel kanıtladı. Ulusumuz sahip olduğu niteliklerini ve yeterliliğini, devletin yeni adıyla uygarlık dünyasına daha çok kolaylıkla göstermeyi başaracaktır. Türkiye Cumhuriyeti, dünyada elde ettiği makama yaraşır olduğunu yaptıklarıyla kanıtlayacaktır.

                   Arkadaşlar, bu yüce kurumu var eden Türk ulusunun son dört yıl içinde kazandığı zafer, bundan sonra da birkaç katı olmak üzere belirecektir. Bendeniz eriştiğim bu güven ve itimada yaraşır olmak için pek önemli gördüğüm noktadaki gereksinimi bildirmek zorundayım. O gereksinim, yüksek heyetinizin bana gösterdiği sevgi, güven ve desteğin devamıdır. Ancak bu sayede ve Tanrı’nın yardımıyla bana verdiğiniz ve vereceğiniz görevleri iyi yapmayı başarabileceğimi ümit ederim.

                   Her zaman, saygıdeğer arkadaşlarımın ellerine çok içten ve sıkı bir şekilde yapışarak kendimi onlardan bir an bile ayrı görmeyerek çalışacağım. Ulusun sevgisini her zaman dayanak noktası kabul ederek, hep beraber ileriye gideceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır.” ( Atatürk, Nutuk )

                   “ Türkiye Cumhuriyeti’nin temeli, Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürüdür.” ( Atatürk, 10. Yıl Nutku )

                   CUMHURİYET BAYRAMIMIZ SONSUZLUKTA KUTLU OLSUN! TANRI, TÜRK ULUSUNU AKIL VE BİLİM YOLUNDAN AYIRMADAN KORUSUN VE YÜCELTSİN!  

Yazarın Yazıları
CUMHURİYET28 Ekim 2019 UNUTULMAMALIDIR!18 Ekim 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR SAMSUNSPOR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO İLETİŞİM