Prof. Dr. Osman DEMİR

SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLENİRSE ENFLASYONLA MÜCADELE ZAFİYETE UĞRAR MI?

Geçen haftaki yazımda merkez bankasının sıfır reel faiz oranı hedeflemesini önermiştim. Diğer bir deyişle “merkez bankası enflasyon oranına eşit nominal faiz oranı politikası izlesin” önerisinde bulunmuştum. Bu yazımda sıfır reel faiz oranı hedeflemesinin enflasyonla mücadeleyi zafiyete uğratıp uğratmayacağını sorgulamak istiyorum.

Sıfır reel faiz oranı hedeflenirse enflasyonla mücadele zafiyete uğrar mı? Sorusunu cevaplamak için, enflasyonun nasıl ortaya çıktığından başlamakta fayda vardır. Enflasyon üç şekilde ortaya çıkar: 1)Toplam talep artışı, 2) girdi maliyetleri artışı ve 3) üreticilerin ürünlerine zam yapması. Toplam talep artışından kaynaklanan enflasyon talep enflasyonu, girdi maliyetlerindeki artıştan kaynaklanan enflasyon maliyet enflasyonu, üreticilerin ürünlerine zam yapmalarından kaynaklanan enflasyon fiyat enflasyonu diye adlandırılır.

 Talep enflasyonu toplam talepteki artıştan kaynaklanır. Merkez bankası talep enflasyonuna mani olmak amacıyla yüksek faiz (sıfırdan büyük reel faiz) oranı politikası izlerse, hane halkları tüketim harcamalarını kısıp tasarruflarını artırabilirler. Böylece toplam talep baskılanabilir ve talep enflasyonuna mani olunabilir. Ancak bu politika geçici bir süre etkili olabilir. Çünkü tasarruflar bankada belli bir vadeyle tutulur. Tasarruf sahibi vade sonunda anapara ve faiz geliriyle birlikte daha yüksek satın alma gücüne kavuşmuş olarak parasını bankadan çeker. Daha yüksek satın alma gücü daha yüksek toplam talebe ve daha yüksek enflasyon oranına yol açabilir. Dolayısıyla yüksek faiz politikası talep enflasyonuna karşı kısa vadede etkili, uzun vadede etkisiz olabilir, hatta enflasyonu daha çok artırabilir.

Maliyet enflasyonu, üretim girdilerinin (emek, sermaye, doğal kaynak vd.) fiyatlarının (ücret, faiz, kira, hammadde ve aramalı fiyatları) artmasından kaynaklanan fiyat artışlarıdır. Merkez bankası talep enflasyonunu önlemek amacıyla yüksek faiz oranı politikası izlerse, bu politika gecikmeli olarak maliyet enflasyonuna yol açabilir. Çünkü faiz oranı artınca girdi maliyeti artar. Yüksek faiz oranıyla fon toplayan bir banka daha yüksek faiz oranıyla kredi vermek zorunda kalır. Yüksek faiz oranıyla kredi kullanan firma katlandığı faiz maliyetini ürettiği ürünün fiyatına yansıtır. Böylece fiyatlar artar, enflasyon sorunu ortaya çıkar. Enflasyonu önlemek için izlenen yüksek faiz oranı politikası enflasyonu besleyen bir araca dönüşür.

Fiyat enflasyonu, üreticilerin ürünlerine zam yapmalarından kaynaklanan enflasyondur. Üreticiler ürünlerine üç sebeple zam yapabilirler: 1) Diğer girdilerin fiyatlarının artması, 2) beklenen enflasyonun artması, 3) açgözlülük.

Ürünlerin fiyatları genellikle üretimlerinde kullanılan girdilerin maliyetine kâr marjı eklenerek oluşur. Emek girdisinin fiyatı olan ücret, sermaye girdisinin fiyatı olan faiz oranı ve doğal kaynakların fiyatı olan kiralar artınca üretici kendi payı olan kârı artırmak zorunda kalır. Üretici kârını nominal olarak artırınca bu da ürünün fiyatına yansır. Böylece yüksek faiz, yüksek nominal kâr, yüksek fiyatlar genel düzeyi ve yüksek enflasyon oranı süreci yaşanmış olur.

Beklenen enflasyon artarsa, üretici gelecekte satın alma gücü kaybına uğramamak için ürününe zam yapar. Beklenen enflasyon arttıkça ürüne yapılan zam, ürüne yapılan zam arttıkça enflasyon oranı artar ve enflasyon kendi kendini besleyen bir sürece dönüşebilir. Faiz oranının artması beklenen enflasyonu artıracağı için yüksek faiz politikası bu yönüyle de enflasyonu artırıcı etki yapmış olur.

Diğer girdi maliyetleri artmadığı halde, üreticilerin açgözlülük yaparak ürünlerine zam yapmaları fiyatları artırabilir. Üreticilerin açgözlülük yapmaları sermayedarların açgözlülük yapmalarından kaynaklanabilir. Sermayedarlar açgözlülük yaparak yüksek faizde ısrar ederlerse, üreticiler açgözlülük yaparak kâr marjlarının artmasını bir hak olarak görebilirler. Oysa sıfır reel faiz oranı politikası izlenirse, hem sermayedarlar, hem de üreticiler açgözlülük yapmamış, kanaatkâr davranmış olurlar.

Sıfır reel faiz oranı hedeflemesine şöyle bir itiraz gelebilir: Mevcut uygulamada merkez bankası yüksek enflasyon halinde negatif reel faiz oranı politikasıyla harcamaları kısıp enflasyonu frenleyebilir. Oysa sıfır reel faiz oranı hedeflenirse, enflasyon yüksek olduğu zaman nominal faiz oranı da yüksek olacağı için, enflasyon ve nominal faiz oranları birbirini besleyen süreçlere dönüşebilir. Böyle bir sorun gerçekten yaşanabilir. Ancak sıfır reel faiz oranı politikası izlenirse, enflasyon oranının aşırı yüksek olma ihtimali azalır. Buna rağmen sorun ortaya çıkarsa, diğer parasal araçlarla ve mali tedbirlerle sorun çözülebilir.

Sonuç itibariyle sıfır reel faiz oranı hedeflemesi kesinlikle uygulanamaz fantezi bir politika değildir. Faiz lobilerinin etkisiyle şartlanmış düşüncelerimizi ciddi anlamda sorgulamaya ihtiyacımız vardır. Sıfır reel faiz politikası izlenmesi halinde ortaya çıkabilecek zayıflıklar diğer para politikası ve maliye politikası araçlarıyla pekala telafi edilebilir.

Yazarın Yazıları
SANAL PARAYA GEÇİŞ TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR20 Eylül 2019 SANAL PARA SİSTEMİNDE BANKACILIK13 Eylül 2019 SANAL PARA SİSTEMİNDE MERKEZ BANKACILIĞI06 Eylül 2019 ELVEDA KAĞIT PARA, HOŞ GELDİN SANAL PARA30 Ağustos 2019 ALTIN FİYATLARINDAKİ ARTIŞ23 Ağustos 2019 KURBAN BEREKETİ16 Ağustos 2019 SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLEMENİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI09 Ağustos 2019 SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLENİRSE ENFLASYONLA MÜCADELE ZAFİYETE UĞRAR MI?02 Ağustos 2019 MERKEZ BANKASI SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLESİN26 Temmuz 2019 S400’LER GELİYOR, TEŞEKKÜRLER SAYIN CUMHURBAŞKANIM19 Temmuz 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM