Mustafa GENÇ

BU İŞ CEMAATSİZ OLMAMIŞTIR…

Konumuz dini cemaatlerdir.

Geçmişte ve günümüzde dini cemaatin olmadığı yerde İslamlaşma hiçbir zaman istenen boyutlara ulaşamamıştır. Müslümanlar, tarih boyunca cemaate ve cemaatleşmeye büyük önem vermişlerdir. Hatta günlük ibadetlerini bile cemaatle yapmaları önerilmiştir. Cemaatle kılınan bir vakit namaz 25 derece yalnız kılınan namazdan daha sevap olduğu ifade edilmiştir. Peygamberimiz (sav) efendimiz , “Allah’ın rahmeti cemaat üzerinedir” buyurması tarihin tüm dönemlerinde Müslümanları birliğe, daha doğrusu cemaatleşmeye sevk etmiştir.

İsterseniz yakın tarihten bu işin cemaatsiz olmadığını olamadığını belirten bir örnek verelim:

Seksen yıl komünizm Rusya’nın yönetimi altında bulunmuş Azerbaycan’a ve diğer orta Asya ülkelerine bakalım. Azerbaycan’da kişi Müslüman olduğunun kanıtını kendisinin ve çocuğunun sünnetli olduğunu belirterek ifade ediyordu. Hatta alkolü besmele ile içiyordu. Ama orta Asya’nın içlerine gittiğimizde örneğin; Buhara ve çevresinde farklı tablolarla karşılaşıyoruz. Orada hem Kur’an hem de Buhari (hadis) hafızları ile karşılaşıyoruz.

Oysa iki ülke de seksen yıl Rusya’nın komünizm yönetimi altında idi. Peki bu nasıl olmuştur? Buhara ve çevresinde her şey yasaklanmış olmasına rağmen derin bir ruhi bağlılıkla insanları birbirine bağlayan tasavvuf cereyanları SİLİNEMEMİŞTİR.

Dini cemaat düşmanlığı geçmişi görmemek ve geleceğe ihanet etmektir.

TARİH BOYUNCA BAZI DİNİ CEMAATLER BAZI YANLIŞLAR YAPMIŞLAR AMA BU YANLIŞI YAPANLAR, BUGÜN OLDUĞU DEVLET TARAFINDAN CEZALANDIRILMIŞLARDIR.  YASALARA AYKIRI HAREKET EDENLER SADECE DİNİ CEMAATLER DEĞİLDİR. TARİHTE BUNLARIN SAYISIZ ÖRNEKLERİ VARDIR. YANLIŞ YAPANA KARŞI GEREKEN YAPILMIŞTIR.

Özellikle tarihimizde ve Anadolu’nun İslamlaşmasında ve hatta Anadolu’nun vatan olmasında Hoca Ahmet Yesevi’yi,  Yunus Emre’yi, Mevlana’yı, Muhyiddin-i Arabiy’i, Ahileri, tasavvufi çizgileri yansıtan ozanları, Akşemseddinleri, Molla Güranileri, Hacı Bayram’ı Velileri nasıl inkâr edebiliriz?

Kurtuluş Savaşı’nda silah ve insan sevkiyatını Anadolu’ya yapan tasavvuf büyüklerini ve tekkelerini nasıl inkâr edebiliriz?  

Peki, bütün bunların olumsuz davrananları yok mudur? Elbette vardır. İnsanlarda bu olabildiği gibi kurumlarda da vardır ve olmuştur. Sahte altın satan bir kuyumcuya kızarak kuyumcu dükkânlarını kapatır mıyız? Sahte para basılmış diye darphane hakikisini basmasın mı? Olaya olumsuzluk açısından yaklaşarak kötü örnekler vermek dürüstlük değildir. “Su-i misal misal olmaz. (kötü örnek, örnek olamaz)” kaide-i külliyesi vardır. Yine bir usul-ü hukuk kuralında; “Bir şey bütün elde edilmezse, bütün bütün elden kaçırılmaz.”

İnsanların dini eğitimlerini doğru verelim ve aldanmasınlar. İnsanın hakikisini ve sahtesini tanısınlar. Selam ve sevgi ile…gencmedya55@hotmail.com

Yazarın Yazıları
OLMAK İÇİN, “BİZ OLMA” ZORUNLULUĞU!22 Ağustos 2019 TERÖRÜ TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNDEN DÜŞÜRMEK!!21 Ağustos 2019 MÜSLÜMANLARDA MEŞRUİYET YA DA KİMLİK SIKINTISI!20 Ağustos 2019 İKTİDAR- MUHALEFET STRATEJİ SAVAŞI!19 Ağustos 2019 HACILARIMIZ ARAFAT SÖZLEŞMESİNİ UNUTURLAR MI?16 Ağustos 2019 BİR BAYRAM DAHA BÖYLE GEÇTİ...15 Ağustos 2019 BAYRAMA HAZIRLANIYORUZ09 Ağustos 2019 POLİTİKADA VATANDAŞ ODAKLI DÜŞÜNMEK…08 Ağustos 2019 BARIŞI VE SULHU ESAS ALAN BİR SİYASET!07 Ağustos 2019 MAYIS 1994’TE DOKUZUNCU CUMHURBAŞKANI DEMİREL DİYOR Kİ -2-06 Ağustos 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM