Ali Yılmaz ERGEN

VİRÜS

                   Bazen virüs, bazen de bakteri diye tanımladığımız o küçücük şey değil midir hayatımızı altüst eden.

                    Bizim dışımızdan, ötelerden, bilmediğimiz yerlerden gelip, vücudumuzun bir yerine yerleşince kararır dünyamız.

                    Ne bir tat, ne bir nefes, ne de bir renk bırakır.

                     Küçücük!

                     Küçücük bir virüs, dünyalara meydan okuyan o bedenleri yerle bir etmeye yeter. Ne kadar kandırıyoruz kendimizi.

                     İdeallerimiz, hedeflerimiz ne kadar da küçük ve arızi!

                     Küçücük, gözle bile göremediğimiz, ne zaman gelip çatacağı belli olmayan ama kesinlikle tesadüfi gelmeyen küçük bir mikrop, dünyamıza girip bütün planlarımızı, programlarımızı, her şeyimizi alt üst edebilirken, nedir bu gurur, nedir bu hiç bitmeyen istekler, hırslar ve hiç doymayan midelerimiz, gözlerimiz?

                     Yoksa küçüklerle büyükler yer mi değiştirdi dünyamızda?

                     Ne güzel söylemiş Gazali;

                     ‘’Kabir ehlinin kaçtıkları, korktukları, nefretle uzaklaştıkları şeyler yüzünden dünya ehli birbirini yiyorlar.’’

                      Büyük!

                      Çok büyük bir söz bu.

                      Öyle vay be deyip geçemeyeceğimiz, aylarca düşünmemiz gereken bir söz.

                     Küçük!

                      Küçücük bir virüs, belki bir gece vakti, gelip giriverir bedenimize. Ne dostlar, ne sevgililer, ne laptoplar, ne sınırsız internetler, ne İPhon telefonların bir anlamı kalır.

                      Ne planlar, ne programlar, ne de hayaller kalır. Bir gün ansızın gelip çatınca ölüm, ellerimiz kurur, kanımız çekilir, gerçek sandığımız her şey bir anda rüyaya dönüşüverir.

                      Küçücük bir gerçekle, hayal arasında sıkışıp kalabiliriz.

                      Gerçek dediğimiz hayal, hayal sandığımız gerçek çıkabilir.

                      Tam gerçeğe ulaştığımızı düşündüğümüz an, rüyanın en derin yerinde bulabiliriz kendimizi.

                      Dünya hayatı bir rüya gibidir, insan ondan ancak ölünce uyanır.  

                      İstediğin kadar yaşa, sonunda öleceksin, istediğini sev, sonunda bir gün ayrılacaksın, istediğin şeyi yap, karşılığını göreceksin.

                      O halde;

                      Bu hırsızlıklar, bu yolsuzluklar, bu usulsüzlükler, bu bitmeyen kavgalar, egolar niye?

                      Bu işlerin bir gün hesabı yok mu sanıyoruz?

                      Allah hepimizi bunların virüsünden de korusun.

                      Girdimi içine iflah olmazsın…

                         

                      

                    

                                       

                                                              

                 

Yazarın Yazıları
ÇOK ÖNEMLİ BİR HİBE 17 Temmuz 2019 BELEDİYE İPOTEK EDİLMEDİ, BAŞKAN'IN ÖNÜ AÇILDI16 Temmuz 2019 15 TEMMUZ BİR KAHRAMANLIK DESTANIDIR15 Temmuz 2019 BU SOYKIRIMIN İZLERİ KOLAY SİLİNMEZ13 Temmuz 2019 VİRÜS 12 Temmuz 2019 BİRAZ CİDDİYET LÜTFEN...11 Temmuz 2019 'BEN ONUN KİM OLDUĞUNU BİLİYORUM'10 Temmuz 2019 KAYNAK VAR, ÇARE TÜKENMEZ   09 Temmuz 2019 YETKİLERİ KÖTÜYE KULLANMAK08 Temmuz 2019 4 ASIR SONRASINA ÇÖZÜM ÜRETMEK06 Temmuz 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM