Prof. Dr. Osman DEMİR

MAALESEF KÜÇÜLÜYORUZ

Ekonomide en önemli gösterge hangisidir?

Bu sorunun tereddütsüz cevabı büyümedir.

Büyüme oranı yüksek olursa, kişi başına gelir artar, hayat şartları iyileşir, toplumsal refah artar. İşsizlik oranı azalır. Geleceğe yönelik beklentiler olumlu, umutlar canlı olur.

Büyüme oranı yüksek olursa, milli gelir ve devletin vergi gelirleri artar. Hükümetler üretmek istedikleri kamu hizmetlerini üretebilir, sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirebilirler.

Büyüme oranı yüksek olursa, Türkiye ekonomisinin dünya ekonomileri arasındaki sıralaması yükselir. Türkiye, “2023 yılında dünyanın en büyük ilk on ekonomisinden biri olma” hedefini yakalama iddiasını sürdürebilir.

Bütün bunlardan dolayı bireyler, aileler, firmalar, şehirler ve ülkeler büyüme konusunda sürekli yarış içindedirler. Hepsi gelirini artırmak, yapmak istediklerini yapabilmek, hayat şartlarını iyileştirmek, rakipleri arasındaki yerlerini ve itibarlarını yükseltmek için çabalarlar.

Ülkeler büyüme konusunda tıpkı ralli yarışçıları gibi yarışırlar. Her ülke büyüme yarışını rakibinden önde tamamlamaya çalışır. Bir taraftan bazı rakiplerini geride bırakmaya, diğer taraftan bazı rakiplerinin kendilerini geçmelerine mani olmaya çalışabilirler. Eğer ülkeler hasım haline gelmişlerse, riskli manevralara bile girebilirler. Büyüme yarışında rakiplerini geçemeyen bir ülke rakiplerinin hızını kesmeye çalışabilir. ABD’nin uzun süre dünya büyüme rekorları kıran Çin’e ve dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer alan Türkiye’ye karşı gümrük vergilerini artırmasının en önemli sebeplerinden biri işte budur.

Türkiye’nin Ak Parti’nin iktidar olduğu 2003-2018 döneminde 16 yıllık ortalama büyüme oranı %5,6’dır. Bu oran, 2008 Küresel Krizinin etkisiyle 2009 yılındaki %-4,7’lik küçülmeye rağmen başarılmıştır ve Türkiye’nin uzun dönemli büyüme ortalamasının üzerindedir. Ancak 2011 yılından itibaren büyüme oranındaki genel seyir azalma yönündedir. 2011 yılında %11,1 olan büyüme oranı, aradaki yükselişler bir yana bırakılırsa, 2012 yılında %4,8’e, 2016 yılında %3,2’ye ve 2018 yılında %2,6’ya düşmüştür.

Yakın gelecekte büyüme oranları nasıl seyredebilir?

Türkiye ekonomisinin büyüme oranları tarihi süreçte çok dalgalı seyrettiği için, bu konuda iddialı bir öngörüde bulunmak doğru olmaz. Ancak yakın geçmişteki çeyrek dönemlik büyüme oranları bu konuda bir fikir verebilir.

Büyüme oranları 2018 yılı birinci çeyreğinden itibaren hızla düşmüş ve 2018 yılı dördüncü çeyreğinde %-3 olmuştur. Yani Türkiye ekonomisi 2018’in dördüncü çeyreğinde %-3 küçülmüştür. 2019’un birinci çeyreğinde küçülme devam etmiş, %-2,6 olmuştur.  Buna göre 2018’in dördüncü çeyreğindeki %-3 oranının bir dip olma ihtimali yüksektir. Türkiye ekonomisinin dipten geriye döndüğü kabul edilirse, 2019’un ikinci çeyreğinde büyüme oranı pozitif bölgeye geçebilir.

Sonuç itibariyle 2018 yılında ve 2019 yılı birinci çeyreğinde gerçekleşen büyüme performansı ile Türkiye ekonomisinin hiçbir iddiası olamaz. Bu kötü büyüme performansı devam edecek olursa, bunun mutlaka sosyal ve siyasal karşılığı olur. Bu gerçekten hareketle, karar vericilerin, gecikmeksizin, Türkiye ekonomisini yeniden %5 civarında büyür hale getirecek önlemleri almaları gerekir.

Yazarın Yazıları
KURBAN BEREKETİ16 Ağustos 2019 SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLEMENİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI09 Ağustos 2019 SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLENİRSE ENFLASYONLA MÜCADELE ZAFİYETE UĞRAR MI?02 Ağustos 2019 MERKEZ BANKASI SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLESİN26 Temmuz 2019 S400’LER GELİYOR, TEŞEKKÜRLER SAYIN CUMHURBAŞKANIM19 Temmuz 2019 MERKEZ BANKASI MEĞER BAĞIMSIZ DEĞİLMİŞ12 Temmuz 2019 YENİ PARTİ KURULSA TÜRKİYE'YE NE KAZANDIRIR?05 Temmuz 2019 SEÇİM VE GEÇİM28 Haziran 2019 MERKEZ BANKASI: FRENE DEVAM21 Haziran 2019 BİNALİ YILDIRIM AZ LAF, ÇOK İŞ14 Haziran 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM