Prof. Dr. Osman DEMİR

DÖVİZ KURLARINDAKİ ARTIŞ NASIL DURDURULABİLİR?

Geçen haftaki yazımızda, döviz kurlarındaki artış niçin durdurulamıyor? diye sormuş ve döviz kurlarındaki artışın durdurulamayışını döviz rezervlerinin kıtlaşmasına bağlamıştık. Döviz rezervlerindeki kıtlaşmanın göstergesi olarak, 2013 yılında 135 milyar dolar olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz rezervlerinin bugün 100 milyar doların altına düştüğünü ifade etmiştik.

Bu haftaki yazımızda döviz kurlarındaki artışın nasıl durdurulabileceği sorusuna cevap arayacağız.

Döviz rezervlerinin azalması döviz kurlarını artırdığına göre, döviz rezervlerinin artması döviz kurlarının artmasına mani olacak hatta döviz kurlarını azaltabilecek demektir.

Döviz rezervleri nasıl artırılabilir?

Döviz rezervlerinin artması Türkiye’ye döviz girişinin artmasına ve Türkiye’den döviz çıkışının azalmasına bağlıdır.

Türkiye’ye döviz girişi nasıl artırılabilir?

Türkiye’ye döviz girişi, ihracat, turizm gelirleri, yabancı sermaye girişi, yurtdışında çalışan işçi ve girişimci vatandaşlarımızın gelir transferi, diğer ülkelerden gelen bağış ve yardımlar ve borçlanma yoluyla olmaktadır.

Bağış ve yardımlar sürekli olmadığı, borçlar vadesinde faiziyle birlikte geri ödendiği için, bu yolla güvenilir ve kalıcı döviz girişi sağlanamaz.

Yabancı sermaye doğrudan yatırım şeklinde olursa nispeten güvenilir döviz girişi sağlar. Çünkü doğrudan yatırımcı ülkede işletme kurar veya kurulu bir işletmeye ortak olur. Doğrudan yabancı yatırım ayrıca istihdama, üretime ve ekonomik gelişmeye olumlu katkı yapar.

Yabancıların portföy yatırımları Türkiye’de hisse senedi ve tahvil satın almaları şeklinde olur. Yabancıların hisse senedi satın almaları spekülatif karakterlidir, beklentilere ve siyasal ortama aşırı duyarlıdır. Ülkeye aniden girip, aniden çıkabilir. Dolayısıyla güvenilir ve kalıcı döviz girişi sağlamaz. Girdiğinde döviz kurunu düşürücü, çıktığında döviz kurunu artırıcı etki yapar, ekonomik istikrarı bozabilir.

En güvenilir ve kalıcı döviz girişi ihracat, turizm gelirleri, yurtdışında çalışan işçi ve girişimci vatandaşlarımızın Türkiye’ye gelir transfer etmeleri yoluyla sağlanır. Türkiye’ye döviz girişini artırmak için bu faaliyetlerin mutlaka teşvik edilmesi gerekir.

Türkiye’den döviz çıkışı nasıl azaltılabilir?

Türkiye’den döviz çıkışı, ithalat, turizm giderleri, yurtdışına sermaye çıkışı, yurtiçinde çalışan yabancıların yurtdışına gelir transferi, diğer ülkelere yapılan bağış ve yardımlar ve dış borç ödemeleri yoluyla olmaktadır.

Dış borçlar ödenmekte olan dış borçtan daha az dış borç alarak kademeli olarak azaltılabilir. Ancak günümüzde hemen her ülkenin dış borcu vardır. Türkiye orta düzeyde dış borçlu ülkeler arasında yer almaktadır.

Yurtdışına yönelik bağış ve yardımlar insani, siyasal ve ekonomik gerekçelerle yapılabilir. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğunun mirasçısı bir ülke olduğundan, yurtdışına yönelik bağış ve yardımlarını azaltması pek mümkün değildir. Bu sebeple Milli Gelirine oranla dünyada en çok bağış ve yardım yapan ülke Türkiye’dir.

Vatandaşların yurtdışına çıkışlarını kısıtlamaya yol açacağı için turizm giderlerinin azaltılması pek mümkün değildir.

Doğrudan yabancı sermaye girişini olumsuz etkileyeceği için Türkiye’de çalışan yabancıların yurtdışına gelir transfer etmelerini kısıtlamak mümkün değildir.

Şimdiki ve gelecekteki yabancı sermaye girişlerini olumsuz etkileyeceği için, yurtdışına sermaye çıkışlarını kısıtlamak doğru olmaz.

Yurtdışına döviz çıkışını azaltmanın en etkili yolu ithalatı azaltmaktır.  Türkiye henüz yeterli petrol ve doğalgaz rezervine sahip olmadığından bu malları ithal etmek zorundadır. Kendi petrol ve doğalgaz rezervlerimizi keşfedebilir veya yeterli alternatif enerji kaynağı geliştirebilirsek, petrol ve doğalgaz ithali yoluyla yurtdışına döviz çıkışı azaltılabilir.

Türkiye’nin önünde yurtdışına döviz çıkışını azaltmanın etkili yolu olarak kendi üretebileceği ithal mallarını yurtiçinde üretme seçeneği kalıyor.

Döviz girişlerini artırmanın etkili yolu ihracatı artırmak, döviz çıkışlarını azaltmanın etkili yolu ithalatı azaltmak (ithal ikamesi) olduğuna göre, Türkiye’nin önceliği ihracatı teşvik mi, ithal ikamesi mi olmalıdır?

Bu soruya gelecek yazımızda cevap arayalım.

Yazarın Yazıları
KURBAN BEREKETİ16 Ağustos 2019 SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLEMENİN AVANTAJ VE DEZAVANTAJLARI09 Ağustos 2019 SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLENİRSE ENFLASYONLA MÜCADELE ZAFİYETE UĞRAR MI?02 Ağustos 2019 MERKEZ BANKASI SIFIR REEL FAİZ ORANI HEDEFLESİN26 Temmuz 2019 S400’LER GELİYOR, TEŞEKKÜRLER SAYIN CUMHURBAŞKANIM19 Temmuz 2019 MERKEZ BANKASI MEĞER BAĞIMSIZ DEĞİLMİŞ12 Temmuz 2019 YENİ PARTİ KURULSA TÜRKİYE'YE NE KAZANDIRIR?05 Temmuz 2019 SEÇİM VE GEÇİM28 Haziran 2019 MERKEZ BANKASI: FRENE DEVAM21 Haziran 2019 BİNALİ YILDIRIM AZ LAF, ÇOK İŞ14 Haziran 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM