M. Halistin KUKUL

Kabûlünün 98. Yılında:TÜRK İSTİKLÂL MARŞI: BİR EDEBÎ ŞAHESER

Umûmî mânâda, İstiklâl Marşı; her milletin millî değerlerinin ifadesinin yekûnu olarak, onu temsil mertebesindedir.

       Dikkat edilirse, millî maçlar ve her türlü  resmî veya hususî toplantı öncesinde mutlaka “istiklâl marşları” okunur ve her vatandaş da, sokak ortasında bile bulunsa ‘hazırol’ vaziyetinde, marş bitinceye kadar, mensup olduğu millete saygının ifadesi olarak ayakta durur.

      Bizim İstiklâl Marşı’mız, yâni Türk İstiklâl Marşı, mânâ, âhenk ve şekil bakımından, ‘üstün vasıflı bir edebî şaheser’dir.

      Dünyanın ilk millî marşlarından olan İngiliz Millî Marşı (1744), “Tanrı korusun iyi yürekli kralımızı/Uzun ömürler soylu kralımıza/Tanrı kralı korusun!” diye başlar.  F(ı)ransız milli marşı Marseyyez’de (1795): “İleri kardeşler vatan için ileri!/Şan şeref günü geldi çattı işte/..Haydi vatandaşlar sıklaştırın safları silâhları kapın/Yürüyün ki şu alçakların kanlarıyla toprağımız sulansın!” ifadeleri yer alır.

       1853’te, İngiliz millî marşı müziğiyle “Tanrı Çar’ı Korusun” diyen Rusya millî marşının yerini 1917’de komünist Enternasyonal marşı almış ve bilâhare Sovyetler Birliği  marşı şu şekle dönüştürülmüştür: “Fırtınalar ardından hürriyet güneşi doğuyor/ Ve yüce Lenin bize yol gösteriyor/(...)Çok yaşa hür vatanımız/Kardeşliğin gücünde, halkların siperi/Lenin’in partisi, halkın gücü/Bizim hedefimiz komünizmin zaferi”

     Suudi Arabistan millî marşındaki, “Şeref ve yüceliğe koş/Şerefim göğü yaradandandır/Yeşil bayrağı kaldır/Ki o yazılı nuru taşır/Tekrarla, Allahu ekber/Ey vatanım/Müslümanların gururu olarak yaşa” mısraları, şu mısrâ ile son bulur: “Yaşasın kıral, bayrak ve vatan için”.

      Bu birkaç misâlde de görüldüğü gibi, marşların ekserisi, ya kırala, ya çara yahut da hâkim bir zümreye ithâf edilmiştir.

      Türk İstiklâl Marşı; Türk milletinin bütün maddî, mânevî kültürel ve târihî kıymetlerini üstün bir şuûrla dile getiren bir manzûmedir:

         “Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet,

           Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!”

       Mısrâları, bunun en bâriz ispatıdır.

        Anadolu’nun çepeçevre kuşatıldığı bir zamanda, bütün şer güçlerin Türk adını silmeye çalıştığı ve Türk yurdu Anadolu’yu işgal ettiği bir dönemde,TBMM tarafından bir “İstiklâl Marşı”na ihtiyaç duyulmuş ve  Maarif Vekâleti’nce “Şairlerimizin dikkatine” başlığını taşıyan 25 Teşrinievvel 1336/25 Ekim 1920 tarihli duyuruyla bir güfte müsabakası açılmıştır.

     Şiirlerin teslim târihi ise, 23 Kanunuevvel 1336/ 23 Aralık 1920’dir. Bu târihte teslim edilen şiirler içinde, marş için uygun bir metin bulunmaz ve Maarif Vekili Hamdullah Suphi Bey tarafından, 5 Şubat 1337/1921 tarihli hususî bir mektupla Mehmet Âkif ‘ten İstiklâl Marşı yazması ricâsında bulunulur. Esâsında, Âkif, şartnâmeye  konulan “beş yüz lira”lık ödül sebebiyle yarışmaya katılmamıştır.

    Hamdullah Suphi Bey’in mektubu üzerine, Tacettin Dergâhı’na çekilen Âkif,  on gün gibi kısa bir sürede marşı  yazmış ve 17 Şubat’ta da yayınlanmıştır. İstiklâl Marşı, 1 Mart 1337’de, Mustafa Kemal Paşa’nın da hazır bulunduğu oturumda, TBMM’de, Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından okunmuş ve 12 Mart 1337/1921’de de TBMM tarafından kabûl edilmiştir.

       O günler; İtilâf kuvvetleri denilen İngilizlerin, Fransızların, Yunanlıların, İtalyanların, Ermenilerin, Rusların... Doğu- Güneydoğu Anadolu’dan Batı Anadolu’ya, Akdeniz’den Karadeniz’e kadar bütün Türk vatanını işgal edip, tecâvüzde, katliâmda, yangında-yıkımda ve her türlü cinâyette bulunduğu dönemdir.

       Bu dönem; Mustafa Kemal Paşa’nın: “Hattı müddafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır” diye emir verdiği, bıçağın kemiğe dayandığı zamandır.

     Millî Şârimiz Mehmet Âkif Ersoy, hasta yatağında, son günlerini yaşarken bir soruya şöyle cevap verir: “Allah, bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazılacak günleri göstermesin”.

      Onları, minnet, şükran ve rahmetle anıyorum. Mekânları cennet olsun!..

    

    

       

Yazarın Yazıları
Kabûlünün 98. Yılında:TÜRK İSTİKLÂL MARŞI: BİR EDEBÎ ŞAHESER12 Mart 2019 TAŞHAN02 Mart 2019 MUSTAFA CEMİLOĞLU’NDAN ABDUREHİM HEYİT'E 15 Şubat 2019 SAMSUN'DA BİR EDEBİYAT DERGİSİ: EDEBÎCE10 Şubat 2019 KADIN CİNÂYETLERİ06 Şubat 2019 SİYÂSET HER ŞEY DEĞİLDİR02 Şubat 2019 DOSTLUK ÜSTÜNE28 Ocak 2019 DİLENCİLİK NASIL ÖNLENİR?24 Ocak 2019 KÜLTÜR BUHRANI YAŞIYORUZ11 Ocak 2019 KAYBOLAN KÜLTÜR DEĞERLERİMİZDEN: NEZÂKET05 Ocak 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM