M. Halistin KUKUL

KADIN CİNÂYETLERİ

Siz, hiç, “erkek cinâyetleri” diye bir ‘tâbir’,  bir ‘haber’ duydunuz, okudunuz mu? Ben, okumadım ve duymadım!...O hâlde, nedir bu mes’ele?

     Tin sûresinin 4. âyetinde, “Biz, insanı en güzel surette/biçimde/şekilde yarattık” buyurulmaktadır. Demek ki, buna, ‘insan’ cephesinden bakmak gerekir, değil mi?

     Bu cinâyetlere tepkiler, bir saman alevi gibi bir parlayıp, bir sönüveriyor. Parlaması, 11 Şubat 2015 tarihinde, Özgecan Aslan adlı 19 yaşındaki bir kızımızın öldürülüşüyle başladı. Şöyle ki; “2015’in ilk on ayında 235 kadın çeşitli gerekçelerle öldürüldü. Kasım ayında 24 gün içinde ise 20 kadın canından oldu”.

    Özgecan’ın kaatiline “ağırlaştırılmış müebbet” hapis cezâsı verilerek, karar günü, annesiyle babasının evlenme gününe denk getirilerek, alkışlarla kabul edildi. Ne hârika değil mi?

    Allahü teâlânın, “en şerefli varlık” ve “en güzel biçimde yarattım” buyurduğu, bu insanlar, böyle bir sonla âhirete uğurlanıyor ve  bâzılarınca, Bakara sûresinin 178. ve 179. âyetlerindeki: “Ey îmân edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı” ve hadîs-i şerîfte ise, “Kim kasten öldürürse, bunun hükmü kısastır” buyurulmasına ve Anayasa’mızın 17. Maddesi’nde de: “Herkes, yaşama, maddî ve mânevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir” hükmü yazılmasına rağmen,  o günlerde Cumhurbaşkanı şöyle diyordu: “Benim vatandaşım haklı olarak “idam” diyor. Bunun kararını parlamento verir. Ha böyle bir karar gelirse ben onaylarım. “

     Bu kadar basit yâni!!!

     “İdam”ı isteyen “vatandaş” ise, onun arzusu/isteği/dileği niçin yerine getirilmiyor diye sormak da bir vatandaş olarak hakkımız olmalıdır, değil mi?

      Özgecan’dan sonra nice canlara, kadın canına kıyılmıştır. 11 Şubat 2015’ten sonra, yeni bir şubata, 2019’un şubatını geldik. Yani, aradan tam dört yıl geçti. Bu hususta ve umûmî olarak cinâyetlerin önlenmesi hususunda hangi tedbirler alındı ve hangi müspet netîceye ulaşıldı?

       “Kadın Cinâyetlerini Durduracağız Platformu verilerine göre, 2018 yılının 11 ayında 394 kadın cinayete kurban gitti. Kadınların yüzde 38’inin ateşli silâhlarla canına kıyılırken, yüzde 26’sının nasıl öldürüldüğü tespit edilemedi. Yüzde 15’i ise kesici aletlerle öldürüldü.”

    Şimdi birkaç soru sıralayalım:

  1. Özgecan’ın öldürüldüğü 2015 yılında mı daha çok kadın öldürüldü, yoksa 2018 yılında mı?
  2. Tedbir alınmış ise, bunca artış niyedir?
  3. Ateşli silâhların yaygınlaş(tırıl)ması, bu cinâyetlerde bir başka unsur değil midir?
  4. Bu hususlarda, erkekler, ister çocukken, ister gençlik çağında ve isterse ileri yaşlarda gerekli eğitime tâbi tutuluyor mu? Tutulmuyorsa niçin? Sosyal, p(i)sikoojik ve adlî sebepler araştırıldı mı?
  5. Tedbirleri alamadıktan sonra, maarif bakanlığının, aile bakanlığının, diyânet işleri başkanlığının ve üniversitelerin p(i)sikoyojik danışmanlık bölümlerinin ne işe yaradığını öğrenmek isteriz? Bunlar olsa neye yarar, olmasa ne olur?

Sorumu tekrar edeyim: Mâdemki, bunca resmî kuruluşumuz vardır, “kadın cinâyetleri”ndeki bu artış niyedir?

  1. Şu veya bu görüş mensupları, “kadın erkek eşitliği” diye basbas bağırır ve çırpınırken, kadın, aslî vazîfesinden ve kendisine tanınması gereken ulvî mertebeden niçin mahrûm bırakıldı?

 

  1. Ahmet Arvasî, “İnsanların “Eşitliği” Meselesi” başlıklı makalesinde, buna şöyle açıklık getirir: “Bugün, dünyamızda en çok istismar edilen konulardan biri de “eşitlik” meselesidir. Bu konuda, ilim adamlarının yaptıkları araştırmalardan haberli veya habersiz birçok “demagog”, akla hayale gelmez cambazlıklar yapmakta, kitleleri yanlış biçimlerde “şartlandırmaya” çalışmaktadırlar. Oysa, bu mesele de ilmî ve objektif bir kritiğe muhtaçtır.

      Hemen belirtelim ki, “insan olmak haysiyeti” itibarı ile bütün insanlar, “eşit”tirler. Soyu, kültürü, cinsiyeti, yaşı, sağlığı, makam ve mevkii ne olursa olsun, “insan insandır”. İnsan, “insan muamelesi” görmelidir. “ (Bknz. Size Sesleniyorum-1, Model Yayınları, İstanbul 1989, Sf. 363)

       İnsan’a bakışımızı ‘kökten’ değiştirmedikçe, bu hâl, çok zaman daha, sen-ben çekişmesiyle sürüp gideceğe benziyor.

      Velhâsıl; erkek, erkek gibi; kadın, kadın gibi ve her ikisi de ‘insan gibi’ yaşamalı, insan olmanın güzelliği ve şerefiyle hayat sürmelidir!..

     Bir not daha düşeyim: Aybüke öğretmeni ve iki yiğit askerimizi şehit edenler de, 18 yıl’cığa mahkûm edilmiş, iyi mi!?

 

   

 

    

     

Yazarın Yazıları
ŞİİR BOLLUĞU01 Kasım 2019 KINAYANLARI KINIYORUM18 Ekim 2019 KÜLTÜR ve MEDENİYET09 Nisan 2019 Kabûlünün 98. Yılında:TÜRK İSTİKLÂL MARŞI: BİR EDEBÎ ŞAHESER12 Mart 2019 TAŞHAN02 Mart 2019 MUSTAFA CEMİLOĞLU’NDAN ABDUREHİM HEYİT'E 15 Şubat 2019 SAMSUN'DA BİR EDEBİYAT DERGİSİ: EDEBÎCE10 Şubat 2019 KADIN CİNÂYETLERİ06 Şubat 2019 SİYÂSET HER ŞEY DEĞİLDİR02 Şubat 2019 DOSTLUK ÜSTÜNE28 Ocak 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR SAMSUNSPOR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO İLETİŞİM