M. Halistin KUKUL

SİYÂSET HER ŞEY DEĞİLDİR

Siyâset; en anlaşılır ve yaygın ifadeyle, devleti idâre ve devletler arası münâsebetleri düzenleme san’atıdır. Yâni uygulayıcısı insandır ve hedefi de, insanları mutluluğa götüren yolları aramadır.

    Yâni, siyâset, bir vâsıta’dır. Bu vâsıta, mükemmel/selîm akıl sâhibi siyâsetçinin elinde huzuru, güveni ve yükselişi; beceriksiz/kötü siyâsetçinin elinde ise, çöküşü hazırlar.

     Peki, bugün, dünya hangi istikamet üzerindedir? Kanaatim odur ki; dünya, ister totaliter baskıcı, ister seçimli demokrat, ister soydan gelen k(ı)raliyetle idâre edilsin, siyâsetin, insanın huzurunu temin  maksadı ve hedefiyle yürüdüğünü söylemem mümkün değildir. Bunda huzur, güven ve adâlet, sâdece lâftadır.

      Kim ne derse desin, insanlık âlemi, bugün, en vahşî dönemini yaşamaktadır!..Bu tespit için, târihi, şöyle, gelişigüzel bir yoklamak/gözden geçirmek bile yeterlidir.

     Sayfaları bir bir çevriniz: ABD’den Rusya’ya, Çin’den Suudi Arabistan’a, İngiltere’den F(ı)ransa’ya, Almanya’ya, İspanya’ya, Hindistan’a, Sibirya’ya, Afrika’ya...

      Şâibesiz hiçbir seçim sonucunun açıklanmadığı çağımız demokrasilerinde, eline selâhiyeti alanın neler yaptığı, karşı/muarız tarafı nasıl hırpaladığı da âşikârdır.

    Böyle saadet mi olur? Böyle san’at mı olur? Böyle insanlık aşkı mı olur? İdâre etme san’atı, bu mudur? İnsanda ve insanlar arası münâsebetlerde huzuru ve güveni sağlamak bu mudur?

     İnsanlar arası adâleti düzenlemekten mes’ul siyâset, nasıl, onların arasına nifak sokucu, ayırıcı ve birbirine düşürücü olabilir? Açlığın, sefâletin kol gezdiği diyârlarda, bunca silâh niçin patlar?

      Bugün, dünya siyâsetinde çılgınlık yaşanıyor. Bir sokak kabadayısının bile ağzına alamayacağı en basit, en galîz ve en kaba kelimeleri siyâsetçilerden duyunca, ışığın değil, karanlığın belirtisini görür gibi oluyoruz.

     Nedir bu ihtiras, nedir bu paylaşamama, nedir bu öfke, nedir bu fırtına estirme, nedir bu tahammülsüzlük, nedir bu başkasını hakîr ve hiç görme!?.

      Ben’den başka hiç kimse ‘doğru’ düşünemez mi? Dünya kurulalı beri, yegâne doğru düşünen sen misin?

      Bu dünyada ‘ben’den başka kimse yok mudur? Biz’i kucaklayan ve ‘o’nun, onlar’ın da haklarını teminat altına almayı niçin taahhüt edemiyor ve bu taahhüdün uygulayıcısı olamıyoruz?

     Her şey siyâset midir? Tersinden soralım: Siyâset, her şey midir? Nedir? Bir makamı ‘zapt’ mıdır? Zapt edilen bu makama kimseyi yaklaştırmamak mıdır? Nedir?

     Bugünün yarınını düşünmek yok mudur?

     Aynaya bakıldığında, “Aman Allah’ım, şu sözleri ben mi söylemişim?” diye utanmak bir yana, kendini sîgaya çekecek bir vicdân muhasebesi de mi mümkün olmuyor?

       Gergin çehrelerle, bilhassa çocukların ve gençlerin örnek alamayacağı kelimelerin telaffuz edilmesindeki garabeti idrâk edemiyor musunuz?

      Bir zâtın, kim olursa olsun, bir dîğerine bu çirkin sözlerle ve bu kaba tavırlarla hitabından kim ne  kazanıyor?

       Ayyuka çıkan bu ‘sosyal bozulma alarmı’nı hâlâ hissedemiyor muyuz? Cinâyetin, hırsızlığın,  zînânın, sokak kavgalarının, yalanın, itimatsızlığın...velhâsılı, yekûn ahlâkî değerlerin eriyip gitmekte olduğunun farkına varamıyor muyuz? Bu,”ben..ben...ben..” ihtirası nedir?

       Siyâset; bir dîğer cepheyi çökertme san’atı/hareketi değil, millî birlik içersinde, hep birlikte ayağa kalkma, kalkınma ve şahlanma san’atı olmalıdır. Her zaman söylenen, “Az olsun, benim olsun” gibi basit bir anlayışa saplanmak yerine, bizim olsun, hep berâber, millet ve insanlık olarak iyilik, doğruluk ve güzellik üzre, hakkı hukuku savunanlar olarak yürüyelim düşüncesiyle hareket, siyâsetçinin temel endîşesi olmalıdır. Evet, “Endîşe!”, bu olmalıdır!..

      Bilelim ki, siyâsetin üstünde “ilim” vardır, “hukuk-adâlet” vardır!.. Bunlardan ayrılan her tavır, sâdece ismen siyâsettir!..

     Onca güzel san’atımız vardır...Onca güzel numûnelerimiz vardır...Muazzam bir şiirimiz, mûsıkîmiz, dünyaya nam salan mîmârîmiz, hat san’atımız vardır!..Siyâsetçi, dilini tutmasını da, her türlü hareketini murakabe aldına almasını da bilen olmalıdır!..Güleryüzlü, lâtif sözlü olmak çok mu zordur?

       Zîra; Hazret-i Ali Efendimiz, “İnsan, dilinin altında gizlidir” buyurmaktadır. Nasihat olarak bu, yetmez mi?

    

       

   

Yazarın Yazıları
ŞİİR BOLLUĞU01 Kasım 2019 KINAYANLARI KINIYORUM18 Ekim 2019 KÜLTÜR ve MEDENİYET09 Nisan 2019 Kabûlünün 98. Yılında:TÜRK İSTİKLÂL MARŞI: BİR EDEBÎ ŞAHESER12 Mart 2019 TAŞHAN02 Mart 2019 MUSTAFA CEMİLOĞLU’NDAN ABDUREHİM HEYİT'E 15 Şubat 2019 SAMSUN'DA BİR EDEBİYAT DERGİSİ: EDEBÎCE10 Şubat 2019 KADIN CİNÂYETLERİ06 Şubat 2019 SİYÂSET HER ŞEY DEĞİLDİR02 Şubat 2019 DOSTLUK ÜSTÜNE28 Ocak 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR SAMSUNSPOR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO İLETİŞİM