M. Halistin KUKUL

Vefâtının 745. Yılı Münâsebetiyle GÜZEL SÖZ ve HAZRET-İ MEVLÂNA

 

Mukaddes kitâbımız Kur’ân-ı Kerîmde: “İnsanlara güzellikle söz söyleyiniz” (Bakara, 83) buyrulmaktadır. Peygamber Efendimiz de, bir hadîslerinde, “Yaralayıcı sözden ve insanlar arasında lâf taşımaktan sakınınız” buyurur.

   

      Pîr-i Türkistan Hoca Ahmed Yesevî hazretleri, Dîvân-ı Hikmet’inde şöyle der:

     “Sünnet imiş, kâfir de olsa incitme sen

      Hudâ bîzardır katı yürekli gönül incitenden.”

     

       Bizim an’anevî hayat tarzımında ve millî kültürümüzde, alp’lik kadar, tevâzû ve hoşgörü de, birinci derecede önem arzeder. “Kâfirde olsa incitme”, insan olarak yaratılmış olmanın ve Yûnus Emre’nin, “Benüm bir karıncaya vallah istâdum vardır” mısrâsıyla, canlı-cansız bütün mahlûkata hürmetin fazîletini ifade eder.

     

      Bizim, Türk milleti olarak, târih boyunca, umûmî mânada, yaşayış töremiz de budur. Şüphesiz ki; zaman zaman, dıştan ve içten gelen ve felâket hâlini alan “bozulmalar”ın da muhatabı olduk; hâlen de olmaktayız. Ne zaman ki, bu sözlere kulağımızı tıkadık, ‘raydan çıktık’ ve ‘sapa yollara’ girdik.

    

        Ahmed Yesevî yolunun pırlantalarından, Hazret-i Mevlâna hazretleri de, 25.618 beyitlik Mesnevî’siyle, 40 bin beyti aşan Dîvân-ı Kebîr’iyle, Fîhi Mâ-Fîh’iyle, Mecâlis-i Sebâ’sıyla ve 147 mektubunu ihtivâ eden Mektubât’ıyla, Anadolu’dan, dünyâyı ışıklandıranların öncüsü olmuştur.

    

          O, bize, “İnsanlara güzellikle söz söyleyiniz” emrine sâdık kalarak, doğruluğu ve güzelliği tavsiyeyle, sosyal dayanışmanın nasıl âhenkli olabileceğinin örneklerini sunmuştur.

      

           Bir beytinde: “Bize ince, güzel sözler hatırlat da seni insâfa getirsin o sözler a arkadaş.” Derken, nezâkete, hoşgörüye, incitmemeye dâvet peşindedir. Bir başka beytinde ise; Tatlı söz, ömrümüzün suyunu emen kumdur” der. Edebiyatımızda, güzel sözle, nezâketle, incinme/incitmeyle ilgili çok sayıda örnek vardır.                                                   

 

         Âlvarlı Efe Hazretleri:                                                                                                                                                  

 

“Hazer kıl kırma kalbin kimsenin cânını incitme
Esir-i gurbet-i nâlân olan insânı incitme
Tarîk-i ışkda bi-çâreyi hicrânı incitme
Sabır kıl her belâya hâne-yi Rahmân’ı incitme                                                                                                       Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme
Günahkâr olma Fahr-i Âlem-i zî-şânı incitme”                                                                                                                                             

 

         Mısralarıyla, “en güzel biçimde” ve “en şerefli varlık” olarak yaratılan ‘insanoğlu’nun, hem birbirine ve hem de Yaradan’ına karşı mes’uliyetini ifade eder.                                                                                                             

 

        Hazreti Mevlâna, “Söz, dinleyenin mertebesine göre, anlayışına göre söylenir, bizim sözümüz su gibidir, suya hükmeden akıtır onu” der.                                                                                                                                                        

 

           Yaşadığımız çağda, ne birbirini sâkin bir şekilde “dinleyen” , ne “mertebe” denilen seviye takdirine riâyet vardır!..                                                                                                                                                     

 

             İnsan, önce kendini sîgaya çekebilmeli, ardından da, niçin var olduğunu yâni yaratılış maksadını bilmelidir. Hazret-i Mevlâna, bize, çok cepheli fakat dâimâ hak üzre olan fikirleriyle yol gösterir.    

   

                Meselâ; yine Mesnevî’de, şöyle der: “Sözü, sırlar köşkünün kapısının sesi bil; kapının açılış sesi mi, kapanış sesi mi? Buna dikkat et! Kapının sesi duyulur da kapı, duygudan dışarıdadır; bu sesi görürsünüz de kapıyı göremezsiniz. Hikmet çengi, bir güzel ses çıkardı mı, dikkat et bakalım. Cennet bahçesinin hangi kapısı açıldı? Kötü söz sesi geldi mi de, dikkat et, Cehennemin hangi kapısı açıldı?”

     Son söz, güzel bir nasihatle  yine O’ndan: “Gerçekten de söz gümüşse de sus. Çünkü susmak altundur. İnsanın sözü, başkası içindir, kulağı ise kendi için.”

  

Yazarın Yazıları
KÜLTÜR ve MEDENİYET09 Nisan 2019 Kabûlünün 98. Yılında:TÜRK İSTİKLÂL MARŞI: BİR EDEBÎ ŞAHESER12 Mart 2019 TAŞHAN02 Mart 2019 MUSTAFA CEMİLOĞLU’NDAN ABDUREHİM HEYİT'E 15 Şubat 2019 SAMSUN'DA BİR EDEBİYAT DERGİSİ: EDEBÎCE10 Şubat 2019 KADIN CİNÂYETLERİ06 Şubat 2019 SİYÂSET HER ŞEY DEĞİLDİR02 Şubat 2019 DOSTLUK ÜSTÜNE28 Ocak 2019 DİLENCİLİK NASIL ÖNLENİR?24 Ocak 2019 KÜLTÜR BUHRANI YAŞIYORUZ11 Ocak 2019
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM