Erdal AĞAR

İnsan Beyninden Yapay Zekâya II

 

Yapay zekâ uygulamaları veya ürünleri hayatın birçok alanında kullanılmaya başlamıştır. İş dünyasında, eğitimde, hukuk, ziraat gibi alanlarda başarı ile uygulanan yapay zekâ ürünlerinin eksikleri tespit edilmekte ve giderilmektedir. Ancak tıpta uygulanması diğer alanlarda uygulanmasından farklıdır.  Çünkü yapay zekâ, kendini ortaya çıkaran insan organizmasına yakın oldukça onun özelliklerini taklit ediyor ve yavaş da olsa öğreniyor. Bu doğrudan öğrenme süreci yapay zekâyı daha etkili kılıyor. Öğrenme sürecine, yapay zekânın tıpta araç olarak kullanılan ürünleri dahil değildir. Mesela robot aracılı yapılan ameliyatlar robotik cerrahiyi ortaya çıkarmıştır ve burada kullanılan robotların insan olmadan ameliyat yapmayı öğrenmeleri mümkün değildir. Öğrenme potansiyeline sahip yapay zekâ uygulamaları, sinir liflerinin komutlarıyla hareket etmeyi öğrenen yapay el ve ayaklar, ses dalgalarını frekansına göre ayırt edip elektriksel olarak işitme sinirini uyaran frekans ayırt edici çipler, daha da ileri olanı ise insan düşüncesiyle hareket etmeyi öğrenen sistemlerdir. Bu son uygulama insanlık tarihinde bir dönüş noktası olabilir. Beynin motor emrini okumaya başlayan yapay zekâ uygulamasının, kısa süre içerisinde insan düşüncesini okuma ve sonra da ona hükmetme becerisini kazanamayacağına kim garanti verebilir?

Burada sorulması gereken yapay zekâ geliştirmesinden vaz mı geçelim? Elbette hayır. Zaten bu uygulamaları üreten insan beyninin sahip olduğu dinamiği kontrol etme şansımız yok. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Müslüman İbn-i Sina’ya öldürülme riskini göze alıp ölüleri mezardan çıkartıp araştırma yaptıran itici güç ile Barry J Marshall’a peptik ülserin nedeninin H. pylori olduğunu ispatlamak için H. pylori kültürü içmeye iten inanç aynıdır. Bulduğu anestezi maddesinin öldürmeyip yalnızca uyuttuğunu göstermek için kendini denek yapan bilim adamı beyin dinamiği neyse yapay zekâ uygulamalarını geliştiren dinamik de o dur. Yasak, tehdit ve sınırlama bu dinamiği durdurmaya yetmez, yalnızca biraz geciktirir. Peki, ne yapmalı? Yapay zekâ uygulamalarında, tıptaki uygulamalar gibi ahlaki ölçüler koyan ve kontrol eden kurumsal mekanizmalar geliştirilmeli ve bu kurumsal mekanizma, istenmeyen gelişmelerde önlem alabilecek teknoloji geliştirilmesinden sorumlu gücü elinde bulundurmalıdır. Özetle, yapay zekâya karşı çıkmak yerine, bir yandan geliştirilmesine destek verilmeli, diğer yandan da hata-kontrol mekanizmaları oluşturulmalıdır. Yapay zekâ konusunda alınması gereken daha çok yol olduğu kanaatindeyim. Kanı pompalayan kalbin durmasıyla insanın hayatını kaybetmesinin, böbreklerin fonksiyonu yerine getirmemesi sebebiyle insanların sürekli diyalize girmesinin artık yapay zekâ uygulamaları ile değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak Türkiye gibi gelişmekte olan ve yapay zekâ ile ilgili fakültesi, bölümü ya da birimi olmayan ülkelerin öncelikle bu alanda gelişmesi lazımdır. Türkiye’de 2017 yılında, yapay zekâ ile ilgili yapılan 3 adet doktora, 6 adet yüksek lisans olmak üzere toplam 9 adet tez vardır. Bu tezlerin çoğu yapay zekâ programlarının uygulanmasıyla ilgilidir. Son 20 yılda dünyada “yapay zekâ” anahtar kelimeli makale sayısı 1500’den 20.000’e çıkmıştır. Artık ülkelerin gelişmişliğini, liderliğini yapay zekâ uygulamalarındaki başarıları belirleyecektir. Ünlü fizikçi Stephen Hawking’in "Tarih incelemelerine -hadi yüzleşelim, çoğunlukla aptallığın tarihini incelemeye- fazla zaman harcıyoruz. İnsanların bunun yerine zekânın geleceği üzerinde çalışmaya başlaması, memnuniyet verici bir değişim." sözü ile yazımı bitirmek istiyorum. Sağlıcakla kalın.

 

 

Yazarın Yazıları
İnsan Beyninden Yapay Zekâya II07 Aralık 2018 İnsan Beyninden Yapay Zekâya II06 Aralık 2018 İnsan Beyninden Yapay Zekâya-I18 Kasım 2018 Türkiye’nin Yeni Üniversitelere İhtiyacı Var mı?15 Ekim 2018
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM