Kenan ÖZTÜRK

Düzköy’ün gülen yüzleri

“Köyümüze ne zaman geleceksiniz?” demişlerdi. 

            Nebiyan dağına çıkarken yöneldik Değirmenbaşı Güney Mevkiine.
            Tam bir buçuk sene geçmiş Duygu’nun ilik naklinin üzerinden.
            Köylerine dönmüş, aile bütünlüğü sağlanmış.
            Pırıl pırıl bir havada zor olmadı evlerini bulmamız.
            Yanaştığımız kişiye “Balcı’ların misafiriyiz doğru adresteyiz sanırım” dediğimizde
            Duygu’nun amcasıymış; “Sizleri bekliyorduk hoş geldiniz” dedi.
            Baba inşaata gitmiş, amca bizi bekliyormuş meğer.
            Köyde yaşayanların işi bitmez ki…
            Kış hazırlıkları, evin kenarında halı gibi serilmiş kırmızıbiberler…
            Salçaya dönüştürülmesi için hummalı bir çalışma.   
            Anne uğraşırken evden, kardeşine iliğini veren abla çıktı.
            “Kenan Amca çok geciktiniz” dedi gülümseyerek.
            Köy ortamı; ne tarafa baksak her taraf doğal.
            Evin hemen yanında ki bahçeden meyve, sebze fışkırıyor sanki.
            Elini uzatsan kıpkırmızı elmalar avucunuzun içinde.
            Koparmaya kıyamıyorsunuz, dalında seyretmek çok daha zevkli geliyor.
            Diğer tarafta siyahından beyazına salkım saçak üzüm.
            “Fırsat bulup toplayamadık beyaz üzümü” diyorlar.
            Az ilerde Trabzon hurması olgunlaşmayı bekliyor.
            Dallarda bir gerdanlık gibi sarkan çeşit çeşit meyveler.
            Sanki ilik nakli olan Duygu’yu görmeye gelmedik.
            Derken ağzında maske, tebessümüyle kapıya çıkıyor kızımız.
            Utangaç tavrıyla yerleşiyor oturduğumuz masanın bir köşesine.
            Saçlar eski halini almış, tedbir elden bırakılmıyor halen.
            Enfeksiyondan korunmak için alınan önlemler sürüyor.
            Sohbet anında tamamen doğal kara üzüm geliyor masaya.
            Kokusu yetiyor, yemeden resimliyoruz meyveleri.
            Soruyoruz Duygu’ya “Nasıl tedavideki son durum?”
            Aylık kontrollere gittiğini bugüne kadar hiçbir problem yaşamadığını söylüyor.
            Genelde sağlıkla ilgili bilgilerini ablası takip ediyor Duygu’nun.
            Üzüm asmasının altındaki salıncağa yöneliyor Duygu.
            Kendisini takip ediyoruz, ortamın keyfini yaşamak için.
            Zorlu mücadelede mutlu tablo yakalanmış.
            Kardeşine ilik vererek hayata tutunduran ablayı da alıyoruz yanımıza.
            Toplumsal mesaj içerikli sorumuzu soruyoruz ablaya.
            -“Ebru kardeşine ilik verirken bedeninde eksiklik yaşadın mı?”
            -“Beş gün süreyle her gün iğne oldum. İliğin damarlarımda yoğunlaşması içinmiş. Daha sonra iliği verdim ve eve geldim. İlik vermek adeta kan vermekle aynı. Hiçbir sıkıntı problem yaşamadım.”
            Duygu ise gülerek “Artık eğitimime ağırlık vereceğim” dedi.
            Gürültüden uzak, köy yaşamlarını kıskandık doğrusu.
            Ayrılırken bu gelişimizi saymadıklarını söyledi “Düzköy’ün gülen yüzleri”.  
            Bir dahaki sefere “Mısır ekmeği ve yoğurdumuz hazır olsun” diyerek
            Ayrıldık sevimli ailemizden.   

Yazarın Yazıları
Ah şu hastaneler15 Şubat 2019 Samsun’da Tirit  08 Şubat 2019 Bekle bizi Hopa!01 Şubat 2019 Hopa’dan Samsun’a uzanan öykü 25 Ocak 2019 Vezirköprü Kunduz’da kış  18 Ocak 2019 Erikli'nin Direnen Su Değirmeni11 Ocak 2019 İlik Naklinde Onuncu Yıl28 Aralık 2018 Nebiyan'daki Tehlike21 Aralık 2018 Ayvacık'ta Doğa Evleri07 Aralık 2018 Düzköy’ün gülen yüzleri30 Kasım 2018
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM