Birol BİRCAN

Naçizane 2018 kehanetleri

Uzak yüzyılda, Nostradamus, yakın yüzyılda Bulgar Baba Vanga 2018 yılı için de döktürmüşler yine.

Olumlu hiç bir şey yok.

3.Dünya savaşından, ekonomik çöküşe, Vezüv Yanardağı patlamasına, Şiddetli depremlerden, Kuyruklu yıldız ya da asteroid çarpmasına kadar.

Birde insan ömrünün 200 yılı geçecek olması var. Bunu müjde olarak düşünenlere uğurlu olsun. Ne diyelim.

Dünyada olduğu gibidir aslında, yeni yılın Türkiye ritüeli.

Ama bizde sabittir bazı şeyler.

Şöyle ki;

Ramazan ayında "Sakız çiğnemek orucu bozar mı?

Aralık ayında "Yılbaşı eğlenceleri" günah mı?

Bol sosyal medya desteklidir, çok tartışılır lakin cevabı yoktur.

Araştırmayı, merak etmeyi; komşusunun gelir/gider bilançosuna endeksleyen bir toplum için şaşılası değil aslında.

Ağaçlara çaput bağlayarak dilek dileyenin çağdışılık, evlere bacalardan giren neidüğü belirsiz geyikli ihtiyardan hediye beklemek çağdaşlıksa,

Bol malzemeli Yılbaşı hindisi hazırlamak trend takibi, Kurban kesmek cinayetse,

Ve hatta;

"Hayvan keserek bayram yapan bir dini aklım almıyor" diyen ünlülüğü yırtmaç boyutundan ibaret birinden imza alabilmek ayrıcalıksa

Şaşırmamak gerek!

Kültürel soysuzlaşma tavan yaptığında eğer, seni yok edecek bombanın pimini kendin çekersin.

Kehanet değil, naçizane tahmin.

Türkiye için 2018’in hatta 2019’un,2020’nin,2050’nin getirileri ilgili tahminlerde bulunmak için Nostradamus yada Baba Vanga olmaya gerek yok.

Yaşanmışlara bakılsın yeter.

Nasıl mı?

2018’de yine trafik kazalarında binlerce kişi ölecek.

2018’de yine kadına şiddette rekorlar bizi bekliyor.

2018’de yine çalışan çocuk sayısında üstlerde olacağız.

2018’de yine çocuk istismarında, çocuk gelinde Afrika ülkeleriyle yarışacak,

2018’de yine kavgaların en afilisini TBMM oturumlarında izleyeceğiz.

2018’de yine az okuyacak, düşünecek çok konuşacağız.

2018’de yine çoğu aç yatan komşuya rağmen, uyuyacağız horul horul.

2018’de yine bizim gibi düşünmeyeni insandan saymayacağız.

2018’de yine bizim için değerli olanları uğurlayacağız ebediyete, belki biz gideceğiz.

Vs.

Zaman dediğin sadece getir-götür işine bakmakta oysa:

Ya en sevdiğini sana getirir, ya da en sevdiğini senden götürür...

Kehanetin ağa babası bu işte.

Yazarın Yazıları
İstanbul’da Samsun’un adı neden yok?17 Haziran 2018 Çamaş’ın Bafra’sı…02 Haziran 2018 Bir cevabı olan beri gelsin…29 Nisan 2018 Bafra’da Hipokrat’ın kemiğini sızlatacak doktorlar… (2)16 Mart 2018 Bafra’da Hipokrat’ın kemiğini sızlatacak Doktorlar...!06 Mart 2018 Bafra bu çığlığa kulak vermeli.23 Ocak 2018 Naçizane 2018 kehanetleri12 Ocak 2018 Bir porte:Vural Yeşilyurt08 Temmuz 2017 Önsöz…24 Mart 2017 MEB’e açık mektup?16 Mart 2017
ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM