Medicana'dan sınav kaygısı seminerleri

Medicana Samsun Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümünden Uzm. Dr. Mahmut Çakır, yaklaşan sınav takvimi nedeniyle 15 okulda eğitim gören öğrencilerle bir araya geldi

Medicana'dan sınav kaygısı seminerleri

Medicana Samsun Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Bölümü yaklaşan sınav takvimi nedeniyle Sınav Kaygısı konulu dizi programlar hazırladı. Uzm. Dr. Mahmut Çakır moderatörlüğünde gerçekleştirilen programlar yaklaşık 2 haftadan beri devam ediyor. Toplamda 15 okulda 17 program olarak organize edilen seminer programlarında 14 eğitim semineri düzenlendi. Sınav kaygısı eğitimleri 23 Nisan, Atakent Ortaokulu, Atatürk Ortaokulu, Belediye Ortaokulu, Cumhuriyet Anadolu Lisesi, Doğa Koleji, Onur Ateş Anadolu Lisesi, Seyfi Demirsoy Ortaokulu, TED Koleji, Tevfik İleri İmam Hatip Orta Okulu, Ticaret ve Sanayi Ortaokulu, Uğur Okullarında gerçekleştirildi.

YAŞAMIN DOĞAL BİR PARÇASIDIR

Sınav başarısında önemli bir kriter olan kaygı düzeyinin kontrol edilebilen bir durum olduğunu ifade eden Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Mahmut Çakır, “Kaygı yaşamın doğal bir parçasıdır, yapılan işin öneminin yeterince içselleştirildiğinin göstergesidir. Ilımlı ya da kontrollü kaygı insanı tehlikelere karşı korur ve aynı zamanda hedefe ulaşmada başarılı olmayı sağlar. Eğer kaygı kişinin baş etme-kurtulma yetisini aşıyorsa ve işlevselliği hatırı sayılır düzeyde bozuyorsa bir ‘bozukluk’ olarak algılanmalıdır. Kaygılı uyaran ya da durum eğer alt beyin birimi de diyebileceğimiz ‘amigdala’ düzeyinde işlemlenirse ‘savaş ya da kaç’ şeklinde ani, istemsiz ve plansız bir tepki kaçınılmazdır. Ancak kaygılı uyaran yüksek işlev bölgesi olan beyin korteksine ulaşırsa, burada tanınır, değerlendirilirse planlı-istemli bir davranışla sonuçlanır” dedi.

KAYGI VAR AMA SINAV KAYGISI MI?

Doktor Çakır, “Okulda arkadaşlar ile iletişim zorlukları, bazı derslerde çocuğun kendine özgü zorlanmaları ve başarı düşüklüğü, kendi davranışlarını düzenlemedeki çıkmazları, tüm bunların getirdiği düşük benlik saygısı, değersizlik duygusu ve olumsuz etiketlenme sonrasında motivasyon eksikliği ve kaçınma davranışı sınav kaygısı ile karışabilir ya da mevcut sınav kaygısını tetikleyebilir. Yine sosyal çevrede sosyal beceri yetersizliği ile birlikte giden sosyal kaygı belirtileri, ev ortamında ise yüksek beklentilerin, girici tutumların ve anlaşılamamanın travmatik-örseleyici etkilerinin çocukta kaygılı yansımaları belki sınav kaygısı olarak algılanabilir. Bu durumlar görmezlikten gelinerek sorunsalı kesitsel olarak sadece sınav kaygısı gibi görmek ve değerlendirmek eksik ya da yanlış olacaktır, yaklaşımların ve tedavilerin etkisiz bir şekilde izole olmasıyla sonuçlanacaktır. Bundan dolayı gerekli ayrıntılı öykü alma ve psikiyatrik değerlendirme tam olarak ve gerekirse bir kaç defa yapılmalı, yapısal durumlar, okul ortamı, ailesel ve çevresel dinamikler sorunsalın nedenselliği yönünden ortaya çıkarılmalıdır. Sınav kaygısına yaklaşım ve tedavi bu zemin üzerinde yürütülmelidir” ifadelerini kullandı.

DOZUNDA KAYGI GELSİN AŞIRI KAYGI GİTSİN

Çakır, “Ilımlı ve dozunda sınav kaygısının olumsuz bir katkısı olmadığı gibi beyin adrenalinini aktifleştirerek öğrenciyi uyanık tuttuğu, eski öğrenilen şeyleri hatırlamasını sağladığı, yeni şeyleri öğrenmesini kolaylaştırdığı, dikkatini ve algısını artırdığı için başarıyı artıran bir tarafı da vardır. Dozunu aşan ya da yıkıcı olan sınav kaygısı dikkati sürdürmeyi ve öğrenmeyi azalttığı, bildiklerini karıştırma ve unutmaya neden olduğu için akademik performansını ve sınav başarısının önemli oranda düşürmektedir. Sınava çalışma süresinin ve yoğunlaşmanın yetersiz olması, plansız ve organize çalışmanın istenilen düzeyin çok altında kalması, zamanın gereksiz harcanması ve iyi kullanılamaması ile birlikte olan yetersizlik algısının sonrasında görülen sınav kaygısı (tüh yeterince hazır değilim, başaramayacağım şeklinde)......ki bu normaldir......Diğer taraftan yeterince bilgi donanımı ve hazırlanma olmasına karşın hedefin yüksek tutulması, tek bir seçeneğin hedef olarak ‘’olmazsa olmaz’’ şeklinde görülmesi, bu yönde koşullanma ve koşullandırmanın örseleyici-travmatik süreçler olarak yaşanması şeklinde karşımıza çıkan sınav kaygısı....aslında normal olmayan daha çok budur, daha çok yönlü yaklaşımları hak etmektedir” ifadelerini kullandı.

NEDENLER-TETİKLEYİCİLER

Doktor Çakır, konuşmasına şöyle devam etti: “Zamanı iyi kullanamama, abartılı internet kullanımı gibi keyif alınan başka şeyler yapma, planlı, istikrarlı ve organize çalışmama, görev ve sorumlulukları erteleme, öğrencinin ve/ veya ailesinin mükemmeliyetçi yaklaşımı, öğrencide-ailede yüksek başarı beklentisi, çıtayı yüksek tutma, öğrencinin yeteneği ile örtüşmeyen hedefler koyma, öğrencide başarısız olma koşullanması ve olumsuz etiketlenme düşüncesi, başarısızlığı genelleştirme sınavda kaygının nedenleri ve tetikleyicileri arasındadır. Yine bu çocuklar ya da gençlerde düşük benlik saygısı, sosyal kaygı, diğer kaygılar büyük olasılıkla sınav kaygısına yatkınlığı artıran durumlardır. Ayrıca tüm kaygılarda olduğu gibi ‘yapısal yatkınlık’, yani kaygılı yapı belki de en önemli faktördür. Diğer taraftan eğitim sisteminin; eğiticilerin ve ebeveynlerin çocuğun başarısını kendi başarıları olarak algılamalarına, bu yönde koşullanmalarına ve öğrenciyi de koşullandırmalarına neden olan çarpıklığının ve çıkmazlarının sınav kaygısının tuzu biberi olduğu da yatsınamaz bir gerçektir.”

BELİRTİLERİ NELER?

Kaygının belirtileri hakkında da bilgi veren Doktor Çakır, “Sınava girildiğinde boşluk hissetme, her şey unuttum gibi algılama (kafam bomboş), ellerde titreme-soğukluk-uyuşma-terleme, ateş basması ya da üşüme, mide bulantısı, karın ağrısı, göğüste daralma, nefes alma güçlüğü ve çarpıntı gibi kaygının fiziksel belirtileri varsa ve sınavdan sonra rahatlama anında aynı sorular cevaplanabiliyor ve hak edilen performans yakalanabiliyorsa sınav kaygısı var demektir. Ayrıca unutma, algılama ve öğrenme zorluğu, düşünce üretiminde yetersizlik, dikkat ve odaklanma sorunları gibi ‘zihinsel-bilişsel belirtiler’ yanında, sınav konuşulmasına aşırı tepki verme, sınavın kendisinden ya da hatırlatan herhangi bir şeyden kaçınma davranışı sergileme gibi sınavın ‘travmatik belirtileri’ de performans-sınav kaygısında görülebilmektedir. Uzun süren kaygılı, travmatik ve huzursuzluk durumu sonrası değersizlik, enerjisizlik ve çökkün ruh hali şeklinde ‘depresif bozukluk’ sürekli sınav kaygısının bir sonucu olarak görülebilir” diye konuştu.


PSİKİYATRİK DEĞERLENDİRME

“Sınav kaygısı belirtileri ile başvuran ve destek isteyen öğrencilerimiz mutlaka doğru adres olan çocuk-ergen psikiyatri uzmanına başvurmalıdırlar” diyen Çakır, şöyle devam etti: “İyi bir öykü alınmalı (çocuktan-ebeveynden ya da çocuğu iyi gözlemlemiş başka birisinden ayrı ayrı) ve iyi bir psikiyatrik değerlendirme yapılmalıdır (gerekirse bir kaç kez). Tanı ve tarama amaçlı psikiyatrik-psikometrik değerlendirme araçları da (ölçekler, testler, formlar) mutlaka tanıyı güçlendirmek amaçlı kullanılmalıdır. İlk önce her kaygıda olduğu gibi sınav kaygısında da sınav kaygısı ile kademeli yüzleşme sınava yönelik beyindeki kaygılı koşullanmayı söndürebilir ve duruma karşı bir duyarsızlaşmaya neden olabilir. Bu nedenle öğrenci kademeli bir şekilde deneme sınavlarına girme sıklığını artırmalıdır ve sınavdan kaçınma davranışı göstermemelidir. Her çocuğun sınav kaygısı nedenleri, oluşumu, düzeyi ve belirtileri, ailesel ve çevresel dinamikleri kendisine özgüdür. Bu nedenle yaklaşımlar çocuktan çocuğa değişir, Nedenleri ve tetikleyicileri ortadan kaldırılmalı ya da minimize edilmelidir.
Bilişsel Davranışçı Terapi: Bilişsel-duygusal-davranışsal döngüyü olumlu yöne çevirmek için kullanilabilir Bilişsel olarak yeniden yapılandırma yapılmalıdır. Çocuğu yenilgiye uğratan olumsuz düşünce ve duygularını olumlular ile değiştirme ve başa çıkma ifadeleri kullanılması sağlanmalıdır. Olumsuz yerine daha olumlu yaklaşımlar ve söylemlere dönüş desteklenmelidir (güzel düşünen güzel görür, hayatı güzel yaşar). Olumsuz düşünceleri durdurma (DUR!), pozitif düşünmeye geçme teknikleri bunun için kullanılabilir. Öğrenci sınavı bir ‘seramoni’ ya da ‘olmazsa olmaz’ olarak algılamamalı, kendisinin yapmak zorunda olduğu görevlerden sadece biri olarak görmeli, yani sınava bakış açısını değiştirerek durumu normalize etmelidir. Öğrencinin kendisini yeterince tanıma ve tanımlama için iyi bir içsel analiz (self metabiliş) yapması sağlanmalıdır. Mükemmel değil iyi olmak hedeflenmelidir. Öğrencinin daha önce yaşadığı sınav performansı yetersizliklerinin ya da olumsuz sonuçların kendisine yeni fırsatlar sunan, nasıl olması gerektiği yönünde farkındalığını ve motivasyonunu artıran krizler olarak görmesi sağlanmalıdır. Kaybetmenin ve bazen yetersizliğin kazanmak kadar normal olduğu bir bakış açısı oluşturulmalıdır.
Çözüm odaklı terapiler: EMDR terapisi, Sınavla ilgili kaygılı-takıntılı düşüncelerle baş etme yöntemleri (Patron sensin, sınav kaygısı ise bir hiç ) ve Spor-fiziksel aktiviteler sınav kaygısını azaltan ya da ortadan kaldıran önemli yaklaşımlardır. Ailede yıkıcı kaygının olması (çocukta yapıcı-dozunda kaygı olsa bile) sınav performansını ve başarısını belirgin şekilde azaltabileceği için ailenin kaygılı durumunun düzeltilmesi, bunun için destek ve tedavi almalarının sağlanması, sınava yönelik düşüncelerinin, hedeflerinin, çocuğu algılama şekillerinin ve yaklaşımlarının yeniden düzenlenmesini içeren ‘aile terapisi’ tedavinin en önemli bileşenlerinden birisidir. Yıkıcı kaygı işlevselliği belirgin bozacak sıklıkta ve şiddette ise ilaç tedavisi (medikal tedavi) hemen ya da psikoterapi yaklaşımlarına ek olarak başlanmalıdır. Bunun gerekliliği ve tedavi süreci ile ilgili aile yeterince bilgilendirilmelidir.”

SINAVLARA ÖZGÜ BAZI ÖNERİLER

Doktor Çakır, “Sınavdan önceki gece, rahatlamak için kendinize zaman tanıyın. Evde hoşlandığınız bir şeylerle vakit geçirin (Uzun süreli bir banyo yapın, sevdiğiniz tür müzik dinleyin, kitap okuyun). Beslenmenize ve uykunuza dikkat edin. Kendinizi fiziksel olarak da sınava hazır hissedin. Sınav çalışmasını son geceye veya sabaha bırakmayın, çalışmayı mümkünse birkaç güne-aya yayın ve tekrarlara zaman bırakın. Hiçbir zaman yeterince iyi olmadığınız düşüncesine kapılmayın, ya hep ya hiç yaklaşımı ile hareket etmeyin. Yeteneğinize ve mevcut performansınıza göre hedef belirleyin. Sınav öncesi koşullandıran dış uyaranlardan uzak durun. Hedefiniz A,B,C ve D seçeneklerinden birisi olsun, mutlaka A olmasın. Sınav sırasında kaygılı düşüncelerinize ‘dur’ deyin. Kendi kendine telkinde bulun. Dikkatini hoşuna giden başka noktalara odakla. Keyif aldığın anıları ve kişileri hayal et. Olumsuz yerine olumlu içsel analiz yap. Gevşeme teknikleri uygulayın. Tüm bunların işe yaraması zaman alabilir, kararlı ve ısrarlı olun. Sonuç olarak; sınav öğrencinin normal bir işidir, görevidir. Yıkıcı olmamak şartı ile sınavda kaygının olması da normaldir, hatta performansı ve başarıyı artıran bir tarafı da vardır. Diğer taraftan sorumluluğun ve sınavın önemini yeterince farkında olunduğunun bir göstergesidir. Bu nedenle yazımın başlığı olan sorunun cevabı galiba şu olmalıdır; sınav mutlaka kaygısız olmamalı, kaygı dozunda ve ılımlı olmalıdır. Bütün gençlerimize sınavda başarılar diliyorum” sözlerini kaydetti.

 


Copyright © 2019 Haber Gazetesi

ANA SAYFA SAMSUNSPOR YAZARLAR GÜNDEM SİYASET EKONOMİ GÜNCEL SPOR YAŞAM GALERİ VİDEO E GAZETE HABERAKS TV İLETİŞİM